Embed

TELAŞ

..lüzumlu ve lüzumsuz pek çok şey ile birlikte akıyor hayat.. uğraşı, insan, iş, alışveriş, haber, icat, nesne... hemen her bir şeyin var lüzumlusu da lüzumsuzu da.. müzümsüz derler bizim orada.. sizin oralarda ne derler?.. çoğu vakit de lüzumsuzların arasında unutuveriyoruz lüzumlu olanlarını, sonra da bir özür ile birlikte diyoruz ki; hayat telaşı işte.. bu hayat telaşı denen şey nasıl bir şeyse hayatın bize sunduklarını unutmamıza, yapmamız gereken şeyleri yapmamamıza sebep oluyor.. nedir bu hayat telaşı denen şey, hayatımızla canımızla ciğerimizle direkt olarak bağlantılı olan bir şey mi.. o hayat telaşını yapmazsak yerimizden yurdumuzdan olur da ölür müyüz nedir yani.. ben gelemiyorum yapmamız gereken şeyleri yapamıyor oluşumuza.. ekmek kızartıyorum kahvaltıya hafta sonu.. yumurtalı ekmek, tavada.. peyniri çıkarttım dolaptan, bozulmuş.. bozulmayı hak edecek süredir dolapta, normal bozulması.. diğerini çıkarttım, o da bozulmuş.. sonra diğeri, o da.. zaten küçük boy alıyoruz evde çok fazla kahvaltı yapamadığımız için fakat gerçek şu ki üç tane peyniri çöpe attım.. neden peki?.. çünkü hafta içi işe gitmeden evvel kahvaltı yapacak vakit kalmıyor, daha az uyusan bir önceki günün yorgunluğu geçmiyor.. hafta sonu yapabiliyorsun kahvaltı, bazen tabi evde de yapmıyorsun.. sonra ne diyoruz; hayat telaşı.. affedersin de .mına koyayım yani ben böyle telaşın.. yapmamız gerekenleri yapamıyoruz işten güçten trafikten vakitten boktan püsürden vesaireden.. o peynir, ufacık peynir bozulacak süre kadar kalmamalı dolapta.. kaldı ki özellikle ben yiyen ve yemeyi seven biriyim.. sadece peynir değil işte, yani evet anladığın gibi genel olarak yoğunuz.. yapaylaşıyor dünya, 19. yüzyıldaki sanayi devriminin yerini anlamı aslında çok da değişmeyen makine devrimi aldı.. yeni makine insan ama.. yeni makine, insan.. ofisinde otururken, dairede çalışırken bilgisayarda camdan dışarı bakıyor, iş yerinde bir başka ortam yaşıyorsun.. dışarıda ne oluyor o sırada, hayat akıyor.. ama senin çıkıp hayatın istediğin yerine istediğin zaman dahil olman yasak.. çalıştığın veya yoğun olduğun herhangi bir vakit açıp da dünyadaki bin bir çeşit güzel yerin veya gitmeyi düşündüğün herhangi bir yerin fotoğrafına bakınca sana ne kadar uzak geliyor değil mi o an.. işte böyle olmamalı.. bilgisayarımızın ekranını, arabamızı, ayakkabılarımızı temizleyecek vaktimiz yok.. hayat telaşı.. koşturuyoruz oradan oraya.. teknoloji ilerliyor çılgınlar gibi.. hd televizyonlar çıktı, sonra full hd, ultra hd, 4k çıktı, 8k çıkmış şimdi de.. insanlar bilgisayar başında bozulan gözlerine gözlük alıp da henüz sevdiklerini net göremiyorken televizyonda izlediği yapay görüntünün en net olmasını istiyorlar.. sporcuların yüzlerindeki ter damlaları dahi çok net belli oluyormuş son çıkanlarda..ne kadar güzel.. süpürgeler de var, çekiş gücü artırılan.. zaten şu an yeni aldığın hangi süpürgeyi tam gücünde kullanabiliyorsun ki.. kullanamıyorsun, halıyı kaldırıyor çünkü havaya tuttuğu gibi.. ama yine de çekişi en yükseğinden almak lazım, kullanamasan bile tam kapasitede.. belki ilerde bir gün havaya kalkmayan halılar çıkar belli mi olur.. o zaman kullanırsın o güçte.. teknoloji marketler kırılıp geçiyor yeni çıkan akıllı telefonlardan.. akıllı gerçekten ne yalan söyleyeyim.. benden akıllı, çok daha akıllı hem de.. en yeni oyunlara sahip uygulama sıtorlar.. en yeni en gerçekçi oyunları telefonlarına indirip akşamları evlerinde onunla oynuyor çocuklarıyla oynamak kendisine zûl gelen insanlar.. teknolojinin peşinden koşmanın bir sonu olduğunu düşünmüyorum.. ben yapay icatlardan, lüzumsuz işlerden sıyrılıp daha gerçekçi işlerle uğraşmak istiyorum.. daha az para kazanmak fakat karşılığında daha doğal yaşamak, istediğim şeylere daha çok vakit ayırabilmek istiyorum.. hayat telaşı işte.. aslında isyan etmedim, etmiyorum da;).. neden edeyim.. vakit ayırıyorum sevdiğim şeylere, gezmeye de vakit ayırabiliyoruz.. ama aslında ‘vakit ayırabilmek’ kelime grubu bile bir bağımlılık ifade ediyor.. vakit ayırabilmek, olanaklar ölçüsünde o eylem için de fırsat yaratabilmek.. yani yapmakla yükümlü olduğun işlerin arasında bir vakit ayırabilmek.. işte anlatmak istediğim tam da bu.. vakit ayırabilmek ile istediğini yapabilmek aynı şeyler değil.. öyle bir zamanda, öyle bir yerde öyle meşgalelerin gölgesi altında yaşıyoruz ki bir şeylere vakit ayırabilmekle övünüyoruz.. o da vakit ayırabilirsek tabi.. bir diğer taraftan da, hiç vakit ayıramıyorum ki başka bir şeye’ cümlesiyle övünebilen günün 3 saati uyuyup 22 saati çalışan insanlar var.. üzerinde durmuyorum bile.. ne konuşabilirim ki üzerinde dursam.. hayat telaşı işte.. 21 tamam.. bu mu yani şimdi önemli olan.. bahçesinde çeşmesi, etrafında ağaçları olan, toprak kokan, çimlerine basmanın yasak olmadığı, zorunluluktan aynı ortamdaki havayı soluduğumuz insanlardan uzak olarak da yaşayabilirdik.. vardır bir hayır:).. elbet vardır.. yarın yolculuk var koyu bulutların yeşil yollarına, fırtınalı denizin asi sularına.. hadi bugün behzat’ta yemek yiyip eve dönünce de behzat izleyelim..

BUĞRA YILMAZ

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !