Embed

SIRTIMDAKİ YÜK

.. yüklerim var sırtımda.. nereden başlayayım.. konuya da nasıl girilir şimdi.. doğal olmayan şeyler bilhassa da.. şehir hayatının bizi zorunlu bıraktıkları bazıları.. bazıları da keyfimizden işte.. şampuan mesela.. sonra duş jeli.. sonrasına geliriz.. bunların herhangi bir yararı olmadığına eminim ben.. saçı besleyeni var, güçlendireni, dolgunlaştıranı.. bunlar kötünün iyileri işte.. kimyasal.. deodorantın da bir yararını görmüyordur vücut.. toplum görüyor ama, vazgeçemezsin.. içtiklerimiz, yediklerimiz.. pakete giren hemen her şey.. en klasik kelimesiyle, zararlı.. bazı zararlıları bertaraf edemesek de zararlarını azaltmak için çalışıyoruz.. kefirimizi her gün kendimiz mayalayıp gece yatmadan içiyoruz mesela.. zeytinyağından vazgeçmiyoruz.. tereyağından sonra.. etler hormonlu ama.. doğal beslenmiyor hayvanlar.. yoğurtlar yoğurt değil.. sebzeler hormonlu.. domatesi domates niyetiyle yiyoruz, pek benzemiyor çoğu domatese.. arayıp en doğalını buluyorsun, en doğalı ne kadar doğal ki?.. toprağı bozdu insan.. benzini yaktı egzozu attı dışarı, egzoz çıktı yukarı sera gazı oldu.. ben şimdi kalkıp da diazotmonoksitleri, kükürt hekzaflorürü anlatacak değilim ya, çapım ne benim.. yağmur oldu buluttan indi aşağıya.. sonrası malum.. yukarıya çıkarken ineceği de belliydi zaten cancağızım.. yüklerim var işte.. huzursuzluk oluşturan.. ben yazdım, yükümün bir kısmı hafifledi :).. hafifledi yalan yok.. yalan sevmem de hem.. yalan severim diyen var mıdır ki zaten.. ben duymadım, sen duymuşsundur belki.. sözde kimse sevmez zaten.. ben de sevmem sözde, özde ise tanıyan bilir doğrusunu.. yazmak kolay.. yalan sevmem.. bak yazdım gitti çok da kolay oldu.. iki saniyemi almıyor yazması.. yalan sevmem.. bak.. sevmem.. hop.. yalan sevmem.. sözde kolay aslen hemen her şey.. vakit ilerliyor.. sırtındaki yüklerle biraz daha zorlaşıyor da.. dünya da ağırlaşıyor bence sırtındaki yüklerle.. iyi ve doğal olan azaldı.. ben yük görüyorsam dünya da görüyor.. toprağın altından çıkartıp kalker taşını, kili, kumu çimento yaptık, betonlar oluşturup yerin üstüne diktik.. 100 metre, 300 metre, 500 metre.. ne kadar yüksek o kadar şatafatlı.. ne kadar yüksek o kadar insan görmeye gidiyor.. yerin altındakini yerin üstüne çıkartmakla, yerin altındakini işleyip demir yapmakla dünyanın ağırlığı değişmez sanıyorlar.. değişiyor oysa.. ağırlaşıyor dünya, yük var sırtında.. benim de var.. ben dünya gibi taşıyamam sırtımda yüzlerce metre beton blokları, çelikten konvenşın sentırları.. benim yüklerim kendi çapımda.. doğal bozuldu, doğanın bozulmasından sebep.. doğa doğrudur yalan bilmez, insan bilir yalanı.. aldatmaz da doğa.. hem belki senin yüklerin de yoktur bilemem.. fark etmez, yargılamam.. sürekli başkasını yargılamakla vakit öldürüyor insanlar, kendi gelişiminin önüne ve belki de dünyayı geliştirebileceği vakitlerin önüne engel koyuyorlar.. lüzumsuz.. yüklerim var sırtımda.. betonlar, kimyasallar, hormonlar, metaller, havanın kiri, asbestin tozu, boku püsürü.. alışıyoruz ama zamanla.. en kötüsü de bu ya.. alıştırılıyoruz, bu çok kötü.. daha nelere hem de.. dünya alışıyor cancağızım yüküne.. iyi olsun yine de.. iyi olsun dünya, iyi olalım biz de..

 

BUĞRA YILMAZ

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !