Hit Counter
Hit Counter

...SÖZLER BİTİNCE ANLATAMADIKLARINA ÜZÜLME... *Buğra YILMAZ*

28/11/2009 - D-ÜŞÜNDÜM ...


  

   Uzaktan mı selamlaşalım, yoksa selamdan mı uzaklaşalım…Henüz kendime sorduğum bu sorunun cevabını arıyordum…Sonuç…Bulamadım tabi..Ve kendi sorularıma cevap veremezken koca şehrin dertleriyle uğraşmak da bana düşmezdi…Farkına vardım..

   Dışarıya çıktım az önce tek başıma uzun uzun yürüyeyim diye…Uzun zamandır fırsatım olmuyordu..Daha doğrusu eskiden yaptığım gibi tek başıma çıkıp yürümeye, düşünmeye, hatta kendi kendime konuşmaya fırsatım olmuyordu…İçim çok sıkıldı…Çıktım dışarıya..Derin derin “nefesler” aldım…Üşüdüm…Burnum, kulaklarım buz tuttu…İs koktu saçlarım…Havadan işte, Ankara’da şaşırtıcı bir durum değil…Yürüdüm...Abidinpaşa köşküne çıktım, tüm şehir ayaklarınızın altındadır orada ve ben de manzarayı kaçırmamak için seyre durdum şehri…Gözümü gezdirdiğim hangi yerde hangi anılarımın olduğunu hatırladım…Cadde cadde, sokak sokak.. Tüm Ankara’yı izledim…Düşüne durdum sonra…”Kötü Şeyler”i…Dedim ya, içim sıkıldı…Canım sıkkın…

   Uzaklaşılan selamları, güzelliğin anlamını unutturanları, paraya tapanları, üstünlük kurabilme savaşlarını, menfaat ilişkilerini (menfaat kelimesi en sevmediğim 3 kelime içerisindedir..), yalancı gülümseyişleri…Düşündüm…Evet işte bunları düşündüm..Çünkü nefret ettiğim bazı şeyleri düşünmeye ihtiyacım vardı, büyütemezdim içimde…Düşündüm düşündüm düşündüm…Hem de öyle bu olayların uzakta gerçekleşenlerini değil, bana çok yakın yerlerde gerçekleşenlerini düşündüm sadece..Saydım sövdüm içimden ortalığa…Kalktım sonra oturduğum yerden hiçbir şey olmamış gibi, yürüdüm aşağıya, eve doğru..5 dakika sonra evin bahçesine geldim..Salıncağa oturdum..Ellerimi zincirlere attım, buzzz gibiydi..Korktum bir an oraya yapışıp kalacaklar diye:)..Ama olmadı tabi, belki de hemen çektiğim içindir ellerimi bilmiyorum..Gözümü sabitledim yere, başımı yana eğdim..Öyle oturdum işte azcık..Oradan da kalkıp çardağa geçtim…Banklara oturdum, üşüdüm…Tahtanın ısı iletim katsayısının öğretilenin aksine baya bi yüksek olduğuna karar verdim…Ama bilimsel gerçeklerle başa çıkamayacağım için sesimi kestim oturdum sadece :) …Ama artık çok üşüdüm ve kalkıp doğru eve girdim…Odamın kapısını kapatıp fotoğraftaki gibi yazmaya koyulurken, kısık sesli de bir şarkı açtım..

    “ Ben Ankara’dan Buğra, sıradaki o şarkı, bu yazıyı okuyanlara gelsin;) ”

Hayat bu işte kanatlanıp gitmek dururken

Dört duvar içinde hapsolursun…

Yaşamak için bir neden ararken,

Ölmek için bulursun…

 

 

                                                          BUĞRA YILMAZ * ÇoCuK *

 

 

 

Paylaşanlar.. (6) :: Düşüncelerini Paylaş.. :: Bağlantı

23/11/2009 - HER ADIMDA ...

Kategori: Siirimsi

                                                                                                       "S.İ.S", giriş..Sayfa xi..

                                                                                                             1. Baskı Mart 2009

Her yürekli gönül vermede S.İ.S olmalı bir parça..

  Yorulmalı biraz..Uğraşmalı güzel günler için..

     Arkadaş..Dost..Sevgili..

Her yürekli ilişkide..

          İyi ya da kötü günde..

  Hatta gözyaşlarını silerken bile parmak parmak,

       Her yürekli adımda olmalı canım benim ;

              Sevgi..

                   İlgi..

                      Sadakat..

 

                                  BUĞRA YILMAZ * ÇoCuK *


 

 

Paylaşanlar.. (6) :: Düşüncelerini Paylaş.. :: Bağlantı

18/11/2009 - BU-GÜNLÜK...


 

Alarm çaldı acı acı…5 dakika sonra diğeri..

    Ondan 8 dakika sonra bir diğeri..Kalktım mecbur…

3 farklı saate alarm kuruyorum belli aralıklarla..

  Sağ olsunlar, kırmıyor hiçbiri beni, sırayla çalıyorlar..

       Yüzüme bir avuç su çarptım..

Mutfağa gittim..Suyun altını açtım…

Kahvaltımı yaptım..Çıkamıyorum evden kahvaltı yapmadan..

   Tekrar banyoya gittim, sakallarımı kestim..Dişlerimi fırçaladım..

Odama geçtim..Defterleri hazırladım, üstümü değiştirdim…

      Kapının önüne geldim..Annem de sesime uyanmış…

O saatinde sabahın, uyusaydı keşke..

Ayakkabılarımı giydim,

      İçeride giydim diye kızdı annem…

Kapıda yolcu etti…

 Çıkarken de kapıyı çarptım diye kızdı..

   Aslında çarpmadım ama

         biraz fazla duyarlı işte böyle darbeli seslere..

Havalar soğumuş, üşüdüm biraz…

 1 saatten fazla sürdü, okula geldim..

Tekrar kahvaltı yaptım..

   Derslere girdim, sınavlara girdim…

Susmam gerekti, sustum…

  Konuşmam gerekti, konuştum…

Bazen de yalandan gülmem gerekti..Onu da yaptım..

   Akşamüstü oldu...

Önce doktora gittim, randevum vardı…

“Oo buğra..Dosya numarasını en çok sevdiğim insan..”

                   karşılaması geldi odaya girdiğimde..

Ha yeri gelmişken dosya numaramı ben de seviyorum, “23456”..

  Ve aslında hastalıklarımın gittiğim doktorla hiç alakası yoktu..

    Ben hepsini tek tek sayıyorum, sağ olsun gerekli yerleri arayıp

             Gerekli ilaçları söylüyor bana…

Ee her hastalık için bir bölüme gidecek vaktim yok maalesef..

Midemin yandığını, sırtımın tutulduğunu,

       Yine kalbimin çarptığını anlattım..

Konuştuk sonra biraz…

Hediye olarak aldığım ve duvarında asılı duran

      Gemi dümeni şeklindeki saat durmuş…

Onu söyledi bana...

Sonra bu akşam bi film alıp izleyeyim,

             Ne tavsiye edersin türk filmi olarak dedi..

2 film tavsiye ettim..(Bir gün sonra aradı, izlemiş çok beğenmiş sağ olsun;)

 Ben de biraz anlattım…

Dertlerimi, sıkıntılarımı…

 Çıktım sonra eczaneye yetiştim kapanmadan…

Çok sevdiğim eczacım, Ayşe Hanım..

    Konuştuk oradan buradan..

Okulu sordu, yeni kitap var mı yaa özledik dedi..

     Bu zor günler, yoğunluk bitsin de inşallah dedim…

Dileklerime ortak oldu, inşallah dedi..

Aldım ilaçları ayrıldım..

Emirle buluştum…

Buluşmalıydım da zaten, ihtiyacım vardı..

   Dostlarım, onlara olan ihtiyacımı çok iyi bilirler..

Oturduk dertleştik, uzun uzun konuştuk..

     Yine anladı beni…Yani anladığını da

         Suratındaki ifadeden anladım zaten..

Ve benden bir şeyler anlatmamı beklediğini de anladım..

Zaten ben de bunu istemiştim, anladı konuşmam gerektiğini..

Anlattım…Suskun olduğum zamanlarda neden sustuğumu..

  Beni rahatsız edenleri, içimi kemirenleri !..Bir bir anlattım..

Aslında en çok suskun olduğum

                      zaman “konuşmak istediğimi” de anlattım…

    Geç oldu döndüm eve..

Kapıyı çaldım..

Annem, zile uzun bastığım için kızdı...

   Ayakkabılarımı içeri de çıkardığım için de kızdı..

Ve son olarak, kapıyı çarptım diye de kızdı;)

      E çarpmadım aslında…

Odama girip üstümü değiştirdim…

  Yemeğe oturdum, deney raporu yazdım,

       Makine projesi için hesaplamalar yaptım…

Yoruldum..Gözlerim ağrıdı…

Kalktım masadan, duşa girip çıktım…

   Saçlarımı kuruttum…

İlaç içtim, dişlerimi fırçaladım..

     Saatin bu kadar çabuk geçebildiğine şahit oldum tekrar..

Alarmları kurdum, yatağıma girdim…

Düşündüm, konuştum kendi kendime,

         küfürler bile ettim gece gece..

Gözlerimi, 3 alarma açmak üzere kapattım daha sonra…

“Bir sabah uyanınca farklı olacaktı ya tüm dünya”

               yine aynı umutla,

                         Kapattım Gözlerimi…

 

     

                          BUĞRA YILMAZ  * ÇoCuK *

 

 

 

Paylaşanlar.. (8) :: Düşüncelerini Paylaş.. :: Bağlantı

4/11/2009 - BAZEN OLUR ...

Kategori: Siirimsi


Bazen olur..

  Hüzünlü bir şarkı gibi

        Yaşarsın hayatı..

Bazen olur,

         Gecelerin soruları düşünmekle geçer..

Bazen sorular cevapsız,

             Sorgular yarım kalır..

Gecelerini, yüreğini uzaklara götürmek isteyen

             Soğuk bir rüzgar alır..

Koşarsın ardından, yetişemezsin..

      Bazen olur,

            Yarım kalır düşlerin..

      Tamamlayamazsın..

Bazen olur..

    Susarsın..

Yanlış anlaşılmaktan değil,

           Anlaşılmamaktan…

Anlaşılmazsın..

   Ağlamak ağır gelir yüreğine,

         Ağlayamazsın..

Bazen olur..

      Güvenemezsin kimselere..

Bazen olur güvendiklerin

       Bırakır yarı yolda..

 Bazen olur güvendiklerin,

       Güvenmez sana..

Bazen olur..

Tüm her şeyi düşünüp de “yeter” dersin..

       Vazgeçmek gelir içinden..

            Geçer..Gider..

Bazen olur..

    Düşlerin yıllar ötesine giderken

           Yüreğin kalır gerisinde…

Bazen olur,

         Konuştukların eriyip giderken;

              Sustukların

                    Büyür

                         İçinde…

Bazen olur…

         Çok

             Büyür

                   Hem de…

 

                    
                           
BUĞRA YILMAZ *ÇoCuK*


Paylaşanlar.. (8) :: Düşüncelerini Paylaş.. :: Bağlantı

28/10/2009 - BİZ...YANİ BENZEMEDEN ONLARA ! ...

Kategori: Siirimsi

                                                                                                 Atılır mıyız oyundan

                                                                                                            Benzemezsek onlara ?…

Hayat bir oyunsa eğer, evet atılalım…

   Hani benzemeyelim diye onlara…

      Hani öyle olmayalım diye..

                 Hani..

Nasıl anlatayım işte…

   Hani hayat bir oyun değil bizce…

        Benzemeyelim onlara…

Bizim “önem”lerimiz farklı olsun hep..

Hep, olması gerektiği gibi…

Ayakkabının fiyatı,

      Kazağının rengi,

            Yemeğinin kalitesi değil önemli olan…

Onu nereden aldığını,

   Bunu nereden yediğini de sormam ben…

Bu benim işim değil hem…

Sosyal statü de değiştirmez ki ruhumu…

    Beni ne ilgilendirir…

Peki ya ben, onları neden ilgilendiriyorum ?

         Kendimle ben bile bu kadar ilgilenmezken hem de…

Hem de onların markası, fiyatı, rengi benim umurumda değilken ! …

             Niye ki…

Yine de biz benzemeyelim onlara…

    Bizim “önem”lerimiz farklı olsun hep..

Yaşanması gerektiği gibi yaşayalım hayatı…

    Kimseden üstün görmeden kendimizi…

En alçakgönüllü ücralarda…

Hem de ne koşullarda olursa olsun…

  Ne mutluluklar, ne ilgiler altında olsak da…

          Ne güzelliklere sahipken de…

Sahip olduklarımızı içimizde yaşayarak,

                     sır gibi saklayarak..

Konuşurken, sahip olduğumuza

         o anlattığımız sahip mi diye düşünerek...

Yani onlar gibi, konuşmaya ilk önce

      Sahip olduklarımızdan başlayarak DEĞİL…

Yani konuşma çabası içinde olmadan…

En sevdiklerimiz, dostlarımız için

           Gurur yapmadan gerçekten uğraşarak !..

Yani benzemeden onlara !…

Kendini üstün bilmeden,

     Kimsenin üzerinde fiyat etiketi görmeden…

Gerektiği gibi yaşayarak…

Ha bu arada, sana sesleniyorum “onlar” ! ..

Sahip olduklarımız senin

           Çok ötende…

                                 Bilesin ! …

                                            BUĞRA YILMAZ * ÇoCuK *


Paylaşanlar.. (8) :: Düşüncelerini Paylaş.. :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kategoriler

Arkadaşlarım

uzlet
yagmurlagelen
bocuux
buuuraa
ayseguuul
acquavite
bilgegul
gelinciktarlasi
hayalpe
mervecan
sessizgece85
nurun
siirimsilerle
hakkı rıza fidan
aybikemmm
denizyildizi35
gulsenem
dolunayayazi
nanekokusu
glyyldz
aynalarsehri
nurperikizi
NECDET ÇAĞDAŞ
tanricam34
siirzevki
kaprislikalp
ayyuzlumm